Ç A N A K K A L E Sehitlerine

genckartal

  • Ç A N A K K A L E Sehitlerine

  • Kamera icon Canon
  • Lens icon
  • 2494
  • 18 Mart 2008
  • Diğer Gökyüzü & Bulutlar Photoshop Şehir
  • ÇANKKALE SEHİTLERİNE

    Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
    -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
    Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
    Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
    Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
    Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
    Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
    Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
    Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
    Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
    Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
    Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
    Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
    Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
    Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
    Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
    Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
    Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

    Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
    Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
    Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
    O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
    Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
    Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
    Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
    Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
    Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.
    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
    Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
    Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
    Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.
    Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
    Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
    "O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.
    Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
    İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
    Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar...
    Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
    Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
    "Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
    Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
    "Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
    Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
    Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
    Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
    Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
    Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
    Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
    Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
    O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
    Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
    Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
    Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.


    MEHMET AKİF ERSOY


    CANAKKALE SEHİTLERİNE ARMAGANIMDIR .. SEVGİ VE SAYGILARIMLA

sunaturk
18 Mart 2008

teşekkürler.tebrik ediyorum.

esrafet
18 Mart 2008

GÜZEL BİR ÇALIŞMA OLMUŞ..EMEĞİNİZE SAĞLIK..

ahmethoca
18 Mart 2008

tebrikler çok güzel ve anlamlı elinize sağlık

esmagul
18 Mart 2008

selamlar Nazımcım... bu çok anlamlı bir kare
günün anısına ...güzel bir uygulama...
ellerine sağlık...

kenant
18 Mart 2008

nazım süpersin karenle şiirli sunumunla yüreğine sağlık...

fotosipsak
18 Mart 2008

BU GÜZEL ÇALIŞMAN İÇİN TEŞEKKÜRLER ELLERİNE SAĞLIK

ozzy baba
18 Mart 2008

Harika bir çalışma... Bu anlamlı günde üst bantı süsleyecek bir güzellik...
Çanakkale Şehitlerinin Ruhları Şad Olsun...

aysell
18 Mart 2008

cok güzell bir calışma elinize saglık

nesrinerdi
18 Mart 2008

Güzel düşüncelerinizi yansıtan fotoğraf için teşekkürler. Her mısrayı okuyup anlamak ve düşünmek gerek.

bayar28
18 Mart 2008

Cok guzel bır kare olmus kutlarım,
Elınıze saglık..

poker333
18 Mart 2008

emeğinize sağlık güzel bir çalışma olmuş.

kemal6ka
18 Mart 2008

Çok çok anlamlı bir çalışma.
Böyle güzel günde olması ayrıca çok güzel.Tebrikler...

fotocns
18 Mart 2008

Çok anlamlı güsl bie çalışma ayrıca Çanakkale Şehitlerine şiiri süper bi şiir ne duyguyla yazmış M.Akif...

yukeyl
18 Mart 2008

CANIM KARDEŞİM,GÜZEL GÖNLÜNE SAĞLIK..MÜKEMMEL DÜZENLEME,MÜKEMMEL TASARIM..
ALLAH RAZI OLSUN..
RABBİM UNUTTURMASIN,UTANDIRMASIN..

mygaviota
18 Mart 2008

Anlamlı kareniz için sizi kutlarım.Elinize sağlık.Paylaşımınız için teşekkürler.

kheer
18 Mart 2008

rahmetle anıyoruz.
ruhları şad olsun.

teşekkürler.

renk35
19 Mart 2008

güzel bir çolışma eline sağlık

pike37
19 Mart 2008

tebrik ederim...

gulis79
16 Haziran 2008

"Ay-yıldızlı" kare olupta yorum yapılmazmı...
kutluyorum sizi anlam dolu açıklama ve karenizle...
tebrikler...

agro
16 Haziran 2008

güzel bir çalışma olmuş beğendim elinize sağlık

omer1452
3 Ağustos 2008

Tebrikler. Bence M U H T E Ş E M. Fvorilerimde.