sunsurfer
sunsurfer (üye)
Yurtdışı / Meraklı

Erotik Fotograflar, Erotik Sanat!

merhabalar,
bu sitede bir nü katogorisinin acilabilmesine yoladigim fotograflarla önayak oldugum icin mutluyum. amacim, ne kimi ahlaki degerleri zedelemek, ne de anarsist bir tutumla ve zorla bazi degerlere hakaret etmekti.
acikcasi bu sayfayi kesfettim ve fotograflarimi yolladim. bazilari "siyahbeyaz" kategorisine gitti, zira SB idiler. bazilari "diger" kategorisine gitti, biraz farkli olduklari icin. ama benim hic bir ard niyetim yoktu. ben fotograflarimi paylasmak istiyorum. bir yasemini fotograflamakla bir ciplak bedeni karelemek arasinda benim icin hicbir fark yok. her birini bu evrenin bir parcasi olarak görüyorum!
sonucta bir "nü" kategorisi acildi! harika. ama ben buraya tek bir NÜ fotograf yollamadum. NÜ ciplakligin islendigi konularla ilgili. benim fotograflarim ciplak degil. daha cok erotik! evet, erotik nerede basliyor, nerede bitiyor. erotik unsurlar nereye kadar sanat olarak alina bilir, nerede sanat olmaktan cikar?

Tarih: 10 Nisan 2006, 21:20 - İp: yok
eastwood
eastwood (üye)
İzmir / Amatör

yusuf beyin açtığı ana konuya dönüş için başka bir köşe yazısı

Yıllar önce sanat akademisi ögrencisi iken Rollo May adlı bir sanatçı yada estetikçi yazarın ‘Yaratma Cesareti’ adlı bir kitabını okumuştum. Bu öyle bildiginiz çok kalın kitaplardan degil. Hatırladığım kadarıyla en fazla ikiyüz sayfa. Tabii ki burada , önemli olan içerigin nasıl olduğudur. Yazar kendince, sanatsal alandaki yaratıcılığı ele alıp onu sanatçının psikolojik dünyasıyla bağlantı içerisinde yorumlamıştır. Bu bağlamda verdigi örneklerde daha çok 19. yy Hollanda ressamlarından olan Van Gogh’un adı öne çıkar. Sanat tarihçileri ve estetikçilere göre Van Gogh bütün yaratılarını psikolojik rahatsızlıkları olduğu dönemde ortaya koymuştur. Kitabı bütünüyle burada anlatacak degilim. Sadece merak edenlere ön bir bilgi olsun diye kısaca deginmeyi konumuz açısından da gerekli gördüm.
Şimdi sanat bir yaratma eylemi olduğuna göre, ve her yaratıma da cesaret gerektigi düşüncesinden hareket ederek birtakım sorularla birlikte tartışalım. Öncelikli sorularımızı soralım. Her cesaret sahibi yaratıcı veya sanatçı olabilir mi? Her yaratı denilen şey salt cesaretin ürünümüdür? Bu bir rastlantı da olamaz mı? Yaratma cesaretinin bilinçle direk bağlantısı varmıdır? Bunlara benzer soruları çoğaltmak mümkündür. Şimdilik bunlara cevap aramak bile konumuzu oldukça boyutlandırır kanısındayım. Bana göre sanat adına üretilen herşeyin şu veya bu ölçüde sorulan bu sorularla bağlantısı vardır. Sanatta cesaret deyince ne anlıyoruz. Bir ressam çıplaklığın yasak olduğu dönemde ‘Nü’ çizerse, bir müzisyen baskıcı bir yönetim altındayken bile muhallif şarkılar söylerse, bir romancı sisteme aykırı roman yazarsa vs. Bunların tümüne muhallif çıkışlar denecegi gibi bilinçle yoğrulmuş cesaretin ürünleri de denebilir. Tarih boyunca bazı istisnalar hariç, sanatçılar genellikle iktidar erklerine muhallif olagelmişlerdir. Bu birazda onların hep yeni ve orijin olanın peşinde koşmuş olmalarına bağlanabilir. Tabii burada bir cesaret de sözkonusudur. Yani toplumun henüz özümseyemedigi şeyleri birey olarak bir sanatçının erken özümseyip açığa çıkarması bir bakıma tabuları yıkma cesaretidir. Ama bu durumda sanatçının cesaretinin kaynaklandığı felsefi temelin toplumca anlaşılmaması tehlikesi de her koşulda düşünülebilinir. Ve beraberinde sanatçının afaroz edilmesi gibi bir trajedi gündeme gelir. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Bu anlamda en cesur çıkışı yapanlar ‘ DADA’ cılardır. 1900 lerin başalarında ortaya çıkan bu anarşist sanat akımı içinde dönemin en ünlü yazarları ve çizerleri yer almışlardır. Bu akımın ortaya çıkışı her ne kadar ideolojik gibi görünse de, esas itibariyle 20.yy sanat devriminin de odak noktasını teşkil ediyor diyebiliriz. Sanatsal açıdan her tür eskimiş olanı rededen ‘ DADA’ cıların başarıları kendi çatısı altında uzun sürmemesine rağmen, sonraki sanatçılar üzerindeki etkileri büyük olmuştur. Akımın uzun sürmemesinin nedeni belki ortaya çıktığı dönem ve koşulların çok ötesinde oluşudur. Zaten dönemle uzlaşmamaları da bundan kaynaklanmıştır. Şimdi bir düşünün, Klasik, Romantik müzige, doğa manzaraları, fotografik resimlere alışmış bir toplumda kalkıp çok ekstrem bir çıkışla var olan deger yargılarını aşmak elbette kolay olamaz. Burada yalnızlaşma ve uzun zaman anlaşılmama olgusunu kesin yaşarsınız. Avrupalı sanatçılar yüzyıllar boyunca bu yönlü sorunları yaşayarak bu günkü düzeye gelebilmiştir. Ve halen aynı miras üzerinde yürümekteler. Sorunsuz, çelişkisiz gelişme elbette doğanın yasasına uygun degildir. Gerek birey bazında olsun ve gerekse akım düzeyinde olsun, içinde yaşanılan toplumun yaşam felsefesini aşan her tür orijinin kısa sürede benimsenmesi olanaklı degil ‘DADA’ örneğinde görüldügü gibi. Her erken çıkışta halk deyimiyle birazcık kör cesaret egilimi de vardır. Oysa günümüzün yaşamı bilince, bilgiye ve bilime dayalı olmayı gerektiriyor. Böylesi bir durumda sanatçı kendi çıkış noktasına bilinçle yaratma cesar

 

Tarih: 19 Nisan 2006, 09:13 - İp: 212.***.**2.156
sunsurfer
sunsurfer (üye)
Yurtdışı / Meraklı

arkadaslar merhaba,
"evet, erotik nerede basliyor, nerede bitiyor. erotik unsurlar nereye kadar sanat olarak alina bilir, nerede sanat olmaktan cikar?" diye bir soru sordum ve site sakinleri bana bir hitap yazdilar! katilimda bulunan herkese tesekkürler ederim!
hergün agzim acik buraya yazilanlari takip ettim. pek cok aydinlatici yazinin yaninda bir o kadar da konunun carpitildigi yazilarin eklendigini gördüm. hic bir yazinin icerigini tartismaga girmeyecegim, zira acik yürekli olanlarimiz, kimin ne amacla ve nasil bu foruma katildigini yalin bir sekilde görebilirler.
benim gördügüm ve anladigim, bu konunun memleketimde nekadar hassas ve tartisilmasinin ne kadar önemli oldugudur.
ayrica hosgörü ve karsilikli sayginin toplumu toplum yapan en önemli degerler oldugu tekrar gözler önüne serildi.
eger erotizm konusunda yazilabilecek bir seyler varsa burada yazmaga devam edebiliriz!
yok eger sanati bir kenara koyup, din, ahlak ve politika üzerine tartisma ihtiyaci varsa belki yeni bir forum acmakta fayda var gibi geliyor.
tekrar herkese tesekkür edip fazla uzatmadan bu konuya nokta koymak istiyorum.
tüm arkadaslara isik, baris ve saglik dolu günler diliyorum.
dostca selamlarimla
yusuf beyazit

 

Tarih: 19 Nisan 2006, 09:56 - İp: 84.***.**4.40
centurion
centurion (üye)
İstanbul / Meraklı

sevgili eastwood,
o uzun yazıda katıldığım pek çok nokta olmakla birlikte, şu hususu da belirtmeden geçemeyeceğim. biliyorum, yine ana konudan uzak düşmüş oluyoruz ama tartışmanın bütünlüğü açısından bunların burada söylenmesi de zorunlu.

"sanatçılar genellikle iktidar erklerine muhallif olagelmişlerdir" (bu cümledeki ikdidarla erkin eşanlamlı sözcükler olduğu ve bu nedenle iki kez kullanılmasının hatalı olduğu konumuz dışıdır!). ikdidar kavramını sadece ülkeyi siyaseten yöneten kurum (government / state) olarak alırsanız bu sizi yanıltabilir. peki, bir de sanat "pazarını" elinde tutan iktidar(lar) var, bunlara muhalefet ederek de bir yerlere gelebiliyor musunuz, asıl mesele bu! örneğin picasso'nun gurnica'sını ele alalım. orada anlatılan nazi zulmü olmasa idi de, sanat piyayasını elinde tutan kesimlerin (sanat konusuna ucundan kıyısından bulaşmış olanlar bilirler, o kesimlerin kimlerden müteşekkil olduğunu) ilgi alanına girmeyen bir başka vahşet olsaydı, yine bu kadar hakkında yazılıp çizilecek, efsaneler (myths) üretilecek, bu kadar kutsanacak mıydı? buna cevabınız "evet"se, dostum, kusura bakmayın burada boşuna tartışıyoruz... olaylara atgözlükleriyle bakmaktan vazgeçmezsek, yaptığımız, baktığımız, anladığımız sanat değil, sanat kavramını istismarıdır olsa olsa...

 

Tarih: 19 Nisan 2006, 12:11 - İp: 213.***.**4.130
centurion
centurion (üye)
İstanbul / Meraklı

(devam)
henüz gençsiniz, yeteneklisiniz de... umarım bir gün yeteneğinizle sanat çevrelerinde bir yer edinirsiniz kendinize... ve umarım ki o zaman da geriye dönüp bugünlerinizi unutmaz ve şu an sahip olduğunuz ideallerinize sıkı sıkı sarılırsınız. zira, o zaman göreceksiniz ki, bu alemde tutunmak istiyorsanız, birilerinin ideallerini savunmanız gerek, kenidnizinkini değil.
anlatmak istediğim, günümüzde sanat dünyasında yer edinmek için ne yetenek gerekiyor ne de cesaret ve "iktidar"a muhalefet... az biraz cesaret+çokça torpil=büyük sanatçı.

 

Tarih: 19 Nisan 2006, 12:17 - İp: 213.***.**4.130
thalassa
thalassa (üye)
İstanbul / Amatör

Selamlar herkeslere,

Cent üstad , dediğinizde haklısınız..Ben de epey dolanmış biri olarak Anadolu’nun uğradığım tüm köy ve kasabalarında eğitimli olmak şartı ile ki, bu dediğimi şöyle açıklayayım; doğru düzgün Türkçe konuşan, okumuş, yazmış, o mevkinin kadınından daha bilgili ve kültürlü kadınına, Anadolu insanı kadını hafif de bir erkek muamelesi yapıyor, hatta kadınlarla erkekler teşriki mesaiye giriyor, yörenin kültürel özelliklerine bağlı olarak. Yani, ikircikli bir durum söz konusu oluyor çoğu zaman.Hatta bu ayrım bazen komik süreçler de içerebilir.Eğer bu görgülü kadın Türk değilse, yine ilişkiler farklılaşabiliyor.Yani nabza göre şerbet diyelim açıkçası. Ben bunu çok da anormal karşılamıyorum.. Avrupa’da da buna benzer bir çok olay yaşadım.İspanya da yabancı birine kur yapabiliyorken bir yabancı , İspanyol kadınına yaptığında sorun çıkabiliyor. Sicilya'da da böyle. Kuzey ülkelerinde ise işler değişiyor, oralarda da kadının adı var ama değeri yok. Yani kadın bir erkekten farksız varlıktır .Kadın kadın olduğundan dolayı farklı davranışlara ne iyiye ne kötüye maruz kalmaz.Burada yaşananın temelinde her zamanki gibi ikircikli durum söz konusu,hatta üçürcüklü dersem pek de yalan olmaz.
Göçsel problemlerin olduğu doğru , entegrasyon meselesi de doğru. Ama şunu da unutmamak gerekir, bu kadar büyük göçle insanı entegre etmek pek de kolay bir iş değil. Hele göç ettiği kent sakinleri ile fikirler taban tabana zıtsa.
Göç etmelerin hemen ardından oluşan şudur ki; İstanbul denilen ama aslında ülkenin çok küçük azınlığının yaşadığı yerlerin alansal olarak çok küçük olduğu da göz ardı edilmemelidir.Ben kendi adıma, İstanbul’un bu kuşatmadan çok şey kaybettiğini düşünmüyorum doğrusu.Çünkü tarihten bu yana, İstanbul atlama tahtası işlevi görmüştür.Yakın tarihe geldiğimizde , sırası ile Rumlar, ardından Ermeniler , ardından Süryaniler ,ardından Türkler , bir kısım batıda yaşam kurmak isteyen Türkler içerikli geçittir. Bu uzun bir konudur , ama asıl kaybedilen İstanbul değil aslında, binlerce yıllık Anadolu tarihinin üst üste birikmiş kültürel zenginliğin, İstanbul ve büyük şehirlere göçle kaybedilmesi bence çok daha önemli bir vakadır.İstanbul evrimleşen yapıya sahip, hatta yeni kültürlerin melezleşme yolu ile gelişiyor yüzyıllardır.

Sn. Sunsufer arkadaşımıza bir konuda katılamıyorum, bunu geçen yazımda yazacaktım ama unuttuğumdan yazamadım. Erotizm kendi başına bir sanat değildir, olamaz da. Ancak erotizmi biri çıkıp bir tema olarak kullanabilir. Diğer tüm konuları kullanabileceği gibi. Cent üstadın böyük sanatçı olmak için yazdığı evreler doğru ise de ; Sanatçı aslında bu pazarlıklar aşamasına gelmeden önce de sanat yapamaya başladığını da bir tarafa koymak gerekiyor.Tanıtım ,pazarlama ise 2. aşama da başlıyor. Bir yazımda anlatmıştım, ortada ekonomik bir değer varsa üretilen , ekonomik olarak pompalanması gereken gazlarda verilecektir.Çünkü bu tip işlere yatırım yapan insanlar bu yolla sanatın aslında sadece parasal getirisi ile ilgileniyorlar.Ama internetle işler yakın zamanda değişecek gibi bir durum söz konusu. Çünkü internet sanatı da herkesin evine kadar soktu. Uzun bir konu da budur bence.Başka bir sayfa da, buna dair yazacak/ tartışacak sürü ile konu var.

sn sunsufer arkadaşımızın açtığı bu forumda , tartışılması gereken erotik fotoğraflar ve sanatı, bu ülkede tartışabilmek için, ne yazık ki bu konuların da tartışılması gerekiyor. Çünkü sanatın ne olup olmadığı konusunda, daha tam bir doğru yaklaşımın, çok küçük bir azınlık haricinde pek de gerçekçi bir bakış açısına sahip olmadığından, sanat konuşmak için farklı konulara dalmak gerekiyor ki, ortada sohbet /tartışma ortamı oluşturulabilsin.. O nedenle, konuların dağılmasına çok kızılmasın derim.

Sn.Eastwood’un alıntılı yazısında, özellikle son cümleler çok doğrular. Burada her zaman bahsettiğim konudur bu.Sanat ürününün ardındaki kişiliğin önemini anlatmaktadır.Ve bunsuz da sanat olabileceğini düşünenler için koca bir engel gibi

 

Tarih: 19 Nisan 2006, 14:00 - İp: 85.***.**7.104
dadanagast
dadanagast (muhtar)
Yurtdışı / Amatör

pazarbey ben 12-13 yaslarinda iken, bir tanidigim kiz arkadas hamile kalmisti.. kizin yasi 12'ydi sanirim.. benden bir yas kucuktu ve ben ortaokula gidiyordum.. (bu arada bilmeyenler icin soyleyeyim, ben turkiyedeydim 12-13 yaslarindayken..).........ortaokuldayken bile, kizlar erkekler cinsel iliski kuruyorlardi.. hem de oyle boyle degil.. birkac degil, elin parmaklarindan fazlaydi..
lise icin birsey demiyorum zaten, cunku liselerin ne halde oldugunu sanirim herkesler biliyor..

neyse.. sonucta senin de dedigin gibi bu heryerde olabiliyor.. tabii ki altinda ciban da aranabilir; ki onlarca baglanti da bulunabilir buyuk cibanin hangisi oldugu konusunda..

.......
porno filmi cevirmek cocuklariyla, son derece extrem bir durum zaten.. kimsenin, ne avrupada ne de turkiyede boyle bir olayi hos bulmasi beklenemez.. ama ne yazik ki, tum dunyada olan bir gercek..

.....................
seriat konusunda tartismak istemiyorum dogrusu.. cunku ne yeri burasi ne de sonuc alinabilecegini dusunuyorum bu konuda..

.....................

avrupada 40 yasindan sonra kadinlarin cogu da intihar etmiyorlar.. aksine, buradaki kadinlar, erkekler bizdeki gibi degil, 90-100 yaslarina kadar yasiyorlar.. yas ortalamasi cok yuksek..(tabii yas ortalamasinin yuksek olmasi, intihar oranlarini etkilemez..) ....
ben burada 4 seneden beri yasiyorum ve simdiye kadar, cevremde, 30-40 bin insanin yasadigi bir cevrede, sadece bir kisinin intihar ettigini duydum.. o da kadin degil erkekti.. 33 yasinda bir erkek..
burada, haftada, 3 tane bedava gazete gonderiliyor kapina.. ilaveten gunluk gazete de alip okuyorum pazarbey..
acikcasi, henuz cogu kadinin intihar ettigini okumus degilim..
ha ama baska bir ulkeden bahsediyorsan (ki burasi da avrupanin bir parcasi oldugundan, bir nev-i uzerime alindim..) orasini bilemem tabii..
ama eminim altinda cok daha farkli sebepleri vardir intiharlarin..

neyse, sonucta yok sundan oturu yok bundan oturudur diye kesinlemeler yapmak imkansiz.. ki bunu da herkes kabul ediyor zaten..

.....................

centurion merhaba..

acikcasi evde kimin sozu gecer durumunu, alinan egitime ve yasam bicimine gore degisiyor diye dusunuyorum..
fakat ne yazik ki, turkiyenin gercegi, sadece bir firma kistas alinarak konusulamaz..
turkiye, ne soylenirse soylensin, erkek egemen bir toplum.. ve evinde, karisina; "hadi lan sus da dinle" turunden konusanlarin sayisinin hic de onemsenmeyecek boyutlarda oldugunu dusunuyorum..
evet, ben de izmirde yasiyordum, gerek firmalarda gerekse aile yasamlarinda kadinin yeri vardi.. erkekle ayniydi..
ama iste bir doguya gidildiginde durum hic de oyle degil..

veya oyle degil mi arkadaslar? belki de yaniliyorumdur..

burada da isin gercegi kadin ile erkek esit degil.. evet esit deniyor, ama en azindan bir esime sordugumda, bana; "hayir tam olarak esit degil" diyor.. erkek, yuzyillardan beri daha ustte tutulmus ve bu, yavas yavas dengeye getiriliyor..

ha ama turkiyede.. bence aradaki ucurum cok cok daha fazla..
...................

veya degil, oyle diyorsaniz..

 

Tarih: 19 Nisan 2006, 15:38 - İp: 62.***.**2.10
dadanagast
dadanagast (muhtar)
Yurtdışı / Amatör

sunsurfer, acikcasi laf lafi aciyor.. ki bu sekilde bir yerlere varabilmek mumkun bence.. tabii ki hicbiryere de varilamayabilir, o da, olasi..
politika, sanat, din ve ahlak konulari erotizm ile baglantili konular..
erotizm soyledir, boyledir deyince soylenenler acikta kalacaktir.. bu konunun derinlerine inmek gerekiyor..
peki nedir o derinindeki konular?
erotizm'i bir sanat olarak kabul ediyor muyuz? etmiyorsak neden etmiyoruz? ne bize, etmememizi soyluyor? erotizm'i bazilarimiz ne sekilde goruyor? erotizm porno mudur? porno degilse neden insanlar porno olarak algilayabiliyorlar?
acikcasi bunlarin altinda din ve ahlak yatiyor.. yetistirilmislik yatiyor.. ulkenin gercekleri yatiyor.. peki nedir o ulkenin gercekleri? neden bir ulke bir sanatciyi yasatirken digeri olduruyor?

neyse.. soylemeye calistigim, bunlarin hepsini tartismak gerekir.. ha bir yere gelinemez dersin; buyuk bir olcude de haklisin derim..
ama deneyelim.. acikcasi, zit fikirleri ogrenmek beni sevindiriyor..
insanlarin neden o sekilde dusunduklerini ogrenmek isterim.. ha ama mantikli ama mantiksiz.. eminim herkesin kendine gore gelistidigi mantik vardir, kimse de kendine gore haksiz degildir..
iste o mantiklari ogreniyoruz burada..

evet, sana karsi cok terbiyesizce cikislar oldu.. ki bundan da son derece utaniyorum.. ama yapabileceklerim ancak burada soyleyebileceklerimle sinirli..

.......................

 

Tarih: 19 Nisan 2006, 15:51 - İp: 62.***.**2.10
pazarbey
pazarbey (Avukat)
Kütahya / Amatör

BEn bu kadar yazıyı okuyamayacağım. Pes ettim.
Ayrıca dediğim gibi konunun konu açanın istediği mecranın dışına çekilmiş olması sanki konu açana karşı bir ayıpmış gibi me geliyor.

 

Tarih: 19 Nisan 2006, 15:55 - İp: 85.***.**4.130
dadanagast
dadanagast (muhtar)
Yurtdışı / Amatör

neden ayip olsun pazarbey? ben de onu anlayamiyorum dogrusu..
konu konuyu acacaktir tabii.. sonucta baglantili konulardan konusuyoruz, kalkip da geyik muhabbeti etmiyoruz..
burasi hepimizin forumu ve acilan konular herkesin.. konuya acanin degildir yalnizca.. ha ama, konuyu acanin konu basligini silme hakki var.. tabii ki bu da demek degildir ki, konuda konusulanlara da istedigi gibi karisir konu acan..
acikcasi, ben bu konu altinda gereksiz, amacindan uzak konusuldugunu kesinlikle dusunmuyorum.. mutlaka ki, bir yerlere varacaktir konu.. bu engellenemez de..
yoksa konuda sadece erotizm sanattir veya degildir diye cavaplar gelir; hangisini dogru olarak alacagiz peki? birseyler elde edebilmek icin konuyu irdelemek gerekir..
kaldi ki herkes insan.. bir sey denince, karsi cikanlar cikacak; sonucta mutlaka ki baslangictaki sorulan sorular degisecektir..
iste porno dendi.. porno mu? bence hayir.. ama bence hayir dediginde, birsuru laflar soylendi.. yok aile ahlakimiza aykiri falan.. sonrasi peki?
tabii ki birileri cikacak ve neden aile yasantina aykiri diye soracak? bu garip mi?
garip diyen de neden garip oldugunu belirtecek, belirtirken baska konulara da girecek, sonucta konu daha da genisleyecektir..
son olarak, herkes sinirlari zaten bilmekte.. politika deyip de kimse dibine kadar girmiyor..
................

soylemeye calistigim, konu konuyu acacaktir.. ve kimseye ayip degildir konunun acilmasi..
ayip, konuda baska dusunceleri de duymakla -her ne kadar ana konuda uzaklassa da- olmaz.. ayip, tartismanin boyutlarinin degismesi ile olmaz..
ayip, ancak, birilerinin cikip da sunsurfer arkadasimiza haksiz ithamlarda bulunmasi veya bana da yapildigi sekliyle olur.. onlar ayiptir..
burada konunun konu acmasi kesinlikle ayip degildir..

 

Tarih: 19 Nisan 2006, 16:09 - İp: 62.***.**2.10
thalassa
thalassa (üye)
İstanbul / Amatör

selamlar İlker ,
Erotizim den de diğer tüm konulardan olabildiği gibi sanat eseri üretilebilir, sanatın varolabilmek için seyircisine ihtiyacı olduğu yalnış bir inanıştan öte söylem değildir.
Ortada bir sanat eseri varsa ve onu kimsecikler göremiyorsa onun sanat olmadığını kim belirleyebilir ki zaten.Dünya üzerinde bir çok sanat eseri sadece misafir olduğunuz eve gittiğinizde görme sansına sahip olabiliyorsunuz. O da satın alanın keyfine kalıyor.
Babilin asma bahçelerinin çok güzel olduklarını , anlata anlata , öve öve bitiremez kitaplar , bilmeyen de yoktur.Ama şimdiki yaşamda artık bu bahçeler yok..Onları insanlar görmüyorlar diye değersizdi canım o yapılar kimse diyebilir mi?temelde toplumun sanata en az su kadar ihtiyacı vardır..Sanat sanatçının varlığı halinde ortaya çıkabiliyor, sanatçı ise sanatı üretebilmek için toplum üstü bir düşünceye sahip olması gerekiyor.Bu kıstaslara sahip olmayanların ssanatsal faliyetlerini sanattan kabul edersek, o zaman problemler çıkıyor. Çünkü sapla samanı karıştırıyor oluyoruz.Bu da sanatı kollayalım derken toplumun ivmesini hızlandıracak asıl kişiliklerin daha doğmadan yok olmalarına sebep olunuyor. Her erotik fotoğrafı sanat olarak kabul etmek yalnış, ama bir faaaliyettir bu faliyetin yapılması da diğer tüm suç unsuru barındırmayanalar kadar normal karşılanmalıdır.Gözün bakmak kadar görmek istemesi kadar özgürdür. Görmek bilmeyi beraberinde getirir sebep olur.Gözün neyi nasıl göreceğine kararı kişinin aklı ve beyni ile ilintilidir.Tüm gözler birbirine benzese de , tüm beyinlerin ana maddesi aynı olsa da , içindekiler hep farklı sonuçlar veririler . Matematiksel denklemlerin hiç birisi tam ve cuk oturmaz.Bunu en yakın oturtmaya çalışan felsefedir ki, onun bile gücü yetmemiştir insan oğlu/kızına..Sorun kadın olunca hele, işler büsbütün karışıyor.. Erkeğin gücüne ihtiyaç olmasaydı, dünyada hala bir çok yeniliğin babası denileceğine anası denilecekti. Yarının dünyası kadınlardan sorulacak, neolitik tarihlerde olduğu gibi..Sanatın eril düşüncenin kıskançlığından da kurtulacağını düşünüyorum.Daha bir çok konuda yaşanılan sıkıntılar gibi..

sevgiler

 

Tarih: 19 Nisan 2006, 19:15 - İp: 85.***.**8.76