tatarbey
tatarbey
üye
(Meraklı)
Ankara

Kumandanım Galiçya Ne Yana Düşer ?

(..Esasen Galiçya'yi unutmak, Yemen, Çanakkale, Sakarya, Dumlupinar, Allahuekber Daglari sehitlerini unutmakla es degerdedir...)

15 bin vatan evladi o topraklara düstü

Galiçya , en az Çanakkale kadar seref tablomuzdur. Bitti, tükendi denilen Osmanli, Çanakkale'de nasil Ingiliz ve Fransizlara tarih boyunca unutamayacaklari bir hezimet yasattiysa , Galiçya'da da tüm olumsuz sartlara ragmen Ruslara yenilginin acisini tattirmislardi.

Galiçya , Avusturya-Macaristan Imparatorlugu'nun kurulusundan, Ittifak Devletleri'nin Birinci Dünya Savasi'ndaki yenilgilerine kadar, Avusturya tacina bagliydi. Ve bu imparatorlugun bir eyaletiydi. Birinci Dünya savasi basladigi zaman, Galiçya'ya göz koymus bulunan ve uzun zamandir gizli ajanlari vasitasiyla hazirlik yapmis olan Rusya, 1914 Eylülü'nde Dogu Galiçya'yi isgal etmis, 1915 Mayisi'nda ise Alman ve Avusturya hücumu karsisinda çekilmek zorunda kalmisti.

Birinci Dünya Savasi sirasinda müttefiklerimize yardim için asker gönderdigimiz Galiçya cephesinde, 33 bin asker ve subaydan meydana gelen 15. Kolordumuz 15 bin sehit ve yarali vermisti. Ruslara karsi savasan ordumuz, her türlü imkansizliga ragmen kahramanca çarpismis ve üzerine düsen görevi layikiyla yerine getirmisti.

Ne var ki, Birinci Dünya Savasi'nin, aralarinda bizim de bulundugumuz müttefik devletler cephesinin yenilgisiyle sonuçlanmasi, genel sonucu degistirmemisti.

Çanakkale'de, Sina'da, Yemen'de, Kafkasya'da bizlerden fatiha bekleyen sehitlerimiz kadar serefle ve rahmetle anilmayi hak eden, isimleri ve hizmetleri tarihin tozlu sayfalari arasinda kalmis, vefasiz nesiller tarafindan unutulmus Galiçya kahramanlarini hatirlamamiz gerekiyor.







"...Trenle Galiçya cephesine sevk olunurken gecenin bir saati durdukları istasyonda kapılara elindeki sopayla urarak herkesi uyandırmaya çalışan şişman bir Alman Yüzbaşısı, o sıralarda 20 yaşında olan Mülazım (Teğmen) Şevki'de şu düşüncelere yol açar: "Zavallı bütün gayretini bize tahsis edilmiş olan yemeğin yedirilmesine vermiş de "Benim vazifem budur" diyordu. Bunun için bir istasyon öncesinden hazırladığı pusulayı verdiği gibi, şimdi de birer birer askeri kaldırmağa uğraşıyordu.

Halbuki onun yerine bizim o vakitki menzilcilerden (levazımatçı) biri olsaydı, mutlaka şöyle bir akıl yürütürdü:
"Bu gelenler ya açtır ya tok… Aç mide uyumaz, madem ki bunlar uyuyorlar, demek ki tokturlar, ve madem ki tokturlar, o halde yemeğe de ihtiyaçları yoktur. Neticede kapıları vurmaya, hatta burada menzil bulunduğunu hissettirmeye gerek yoktur. Yenecek şeyleri derhal hazineye gelir kaydederim."
Bundan daha mükemmel mantık ve akıl olur mu? Ve şüphesiz ki bunu duyan amiri de onu hazine menfaatine çalıştığından tebrik ve takdirden başka bir şey yapamaz. Ama trendekiler açmış, ve belki birkaç günden beri aç oldukları için baygın bir şekilde serilmilerdir. O da başka mesele


...Vagonlardan alelacele indik, yemekhanelere dağıldık. Ben bu gece yarısında verilecek yemeği doğrusu merak ediyordum. Öyle ya saat gecenin 12 sinde insana rosto yedirilmez ya! Evet hazinenin gelirini düşünmeyen Alman Yüzbaşısı burada ikinci ve daha büyük bir hata yapıyordu. Efrat ve zabitanın hepsine birden tereyağı, marmelat ve sütlü tatlıdan oluşan muhteşem bir ziyafet çekiyordu. İşte özellikle bizim zamanımızdaki iaşecilik zihniyeti itibarıyle affedimez bir hata! Çünkü o zamanlardaki Tayinat Kanunname-i Hümayun'unda (Tayın Dağıtım Kanunnamesi'nde ) bu mübareklerin her üçü de " erzak-ı nadire"( az bulunur erzak ) namını alıyordu.
Erzak-ı nadire herhangi bir sebep dolayısı ile ele geçebilir. Erzak ambarına girer, sarf edilecek yer bulunmadığından uzun zaman saklamak zarureti doğar, beklemek yüzünden mesela tereyağı ekşiyip acır, ağza alınmayacak hale gelebilir, ve neticede bir raporla dışarı da dökülebilirdi. Bunlar hep mantıklı neticeler… Fakat efrada kıtaatta verilemezdi. İşte

 

Tarih: 22 Ocak 2008, 12:09 - İp: 213.***.**2.98
Cevapla
mete007
mete007
üye
(Doğa Fotoğrafçısı)
Kocaeli

Okunası bir kitap olmalı..

 

Tarih: 22 Ocak 2008, 14:07 - İp: 85.***.**1.102
rokomet
rokomet
üye
(Amatör)
Ankara

bir kitap hediye eden arkadaşımız bile yok..
benden daha garibi, fukarası varmı dünyada..

 

Tarih: 24 Ocak 2008, 10:13 - İp: 88.***.**3.189
Sayfa(lar): 1

İlgili Olabilecek Konular
Gönderen
Cevap
Okunma
Son Gönderim
prodersler
0
712
03 Kas. 2015, 22:43
zbkdygn
prodersler
0
2688
29 Ağu. 2015, 00:05
zbkdygn
rawtaker
4
1531
17 Ağu. 2015, 16:17
mete007
prodersler
0
526
15 Oca. 2015, 09:33
zbkdygn
iecismail
1
1880
28 Şub. 2014, 19:30
busemutlu
canersnow
3
1926
18 Mar. 2013, 23:58
plndgk
Düğün Hikayesi
» Fotoğrafça
Titreşim Önleme Mi Yüksek Iso Mu?
ocaklilarYüksek ISO(nv) her şartda, titreşim önleme sisteminin yerini alamayabilir. Bilindiği gibi, titreşim önleme sisteminin, konudaki hareketi dondurmaya bir etkisi yoktur, amacı da zaten bu değildir. Amaç, makinenin titretilmesi nedeniyle oluşabilecek bulanıklığı önlemektir.      ISO...
Devamı »
» Bizi Takip Edin!
Aktif Üye / Ziyaretçi
h_f_ozkan, fotoalparslan, edusa, (3)