koroglu1414
koroglu1414 (üye)
Bolu / Amatör

Osmanlı Türk'mü?

Hep duymuşumdur;osmanlı Türk değildi sözlerini;gerçeklik payı olup olmadığını netten bir araştıryım dedim.
Böyle bir yazıya rastladım;bu konuda okuyup mürekkep yalayan nf dostlarının fikrine sunmak istedim;aydınlanmak babında..
Osmanlı Türk değildir, Osmanlıyı Türkler kurmadı
OSMANLI TÜRK DEĞİLDİR & OSMANLIYI TÜRKLER KURMAMIŞTIR Osmanlı Türk mü? Türkler mi kurdu? Bilindiği üzere birçok tarihçi Osmanlı Türk mü, değil mi diye tartışır. Çoğunlukla Türk sayarlar, en çok da Türkiyedeki tarihçiler Osmanlıyı Türk kabul eder; fakat hakikat aslında öyle değildir. Bütün deliller ise tam tersini ıspatlamaktadır. Osmanlıya kavimsel olarak Türk dendiği özellikle son 100 yılda yazılmış kitaplarda görülür, daha öncesinde böyle birşey yoktur. Avrupa “Türk” kelimesini ırki manada kesinlikle kullanmamıştır. Osmanlıyı Türk sayanlar hep batılı ve Hıristiyan kaynaklardır. Ne Osmanlı kendini Türk saymıştır, ne diğer Türk/İslam devletleri onları Türk saymıştır. Osmanlı ise hiç bir zaman kendine ne Türk demiştir, nede Türklüğü kabul etmiştir. Osmanlı Devletinde kamu ile ilgili belgelerde, Türkçe sözcüğe 1876 Anayasasına değin rastlanmadı. Bu belgelerde Tek bir Türkçe kelime yoktur. Osmanlının Türk olmadığını maddelerle açıklayalım. 1. Osmanlının kayı boyundan olduğu söylenir fakat böyle bir delil veya ıspat yoktur. İlk Osmanlı parasında Kayı boyu tamgası olduğu tamamen uydurmadır. Olsaydı bile Osmanlıyı Türk saymak için kanıt sayılamaz. Osmanlı devletinin ilk parası: Kayı boyunun damgası nerede? Görebilen var mı? 1597’de Şerefhan tarafından yazılan Şerefname'de “Rum hükümdarı Fatih Sultan Mehmet” diye geçiyor. Yunan ve Rum tarihçilerde Fatih Sultan Mehmedin Rum kökenli olduğunu söylüyor. Rumların o dönemde nüfus olarak çoğunlukta olduğu belli oluyor. Demek ki Türkmenler azınlıkmış. Fatih Sultan Mehmet lakaplı Osmanlı Sultanı 2. Mehmet’in Müslüman değil, Hıristiyan olduğunu geçen yıl ünlü yazar Çetin Altan yazmıştı. Fatih Sultan Mehmet Kaiser-i Rum (keizer) olan ünvanı kullanmıştır, bu Hıristiyanların ünvanıdır. Şu an Anadoludaki eski şehir, ilçe vs isimlerinin çoğu Cumhuriyetin ardından değiştirilip Türkçeleştirilmiştir. Mesela İstanbul’un resmi ismi 1930’lara kadar Konstantiniyye idi. Arapçada “Konstantin’in şehri” manasına gelir. Konstantiniye’nin adı 1930’da çıkarılan bir kanun ile değiştirilerek İstanbul yapılmışır. Osmanlı kayıtlarındada 1920lere kadar İstanbulun adı Konstantiniyye diye geçer. Ki zaten İstabul kelimeside Yunancadır. İstanbul: Grekçe; Eis Ten Polin (Şehire doğru), Osmanlının Constantinopoli feth edip İstanbul yapması tarihi bir yalandır. İstanbul adı 1930’da verilmiştir. 1a.Osmanlı hiç bir zaman Türkçe konuşmamıştır. Osmanlıca Arapça ve Farsça karışımı dildi. Bilinenin aksine Osmanlıca denen yapay dil Türkçe değildir. Türkçede çok fazla Arapça ve Farsça kelime olduğu için böyle sanılıyor. Osmanlıda saray dili Persçeydi. Osmanlının kullandığı alfabede Pers alfabesiydi. Arapça ve Farsça yazan, konuşan ediplerin, Türkçe konuşan ve yazanlardan daha üstün tutulmaları sebepsiz değildir. 2. Bütün kadın sultanlar, bütün padişah anaları, hep yabancı ırklardan alınan köle kadınlardan geldiler. Hanedanda bu kan yabancılığı, Osmanlı İmparatorluğu'nun son padişahına kadar devam etti. 3. Osmanlı şairlerinden Baki'nin, "Muhteşem Süleyman" olarak bilinen padişaha sunduğu bir şiirinin Türkçeleştirilmiş dizeleri şöyle: "Her taç yoksulluk ve yokluk ehline baş tacı olamaz. Ey hoca Türk toplumundan olanın başı kabadır. Türk, sultan olma yeteneğinden yoksundur." Yine bir Osmanlı şairi olan Nef'i ise; "Tanrı, Türke irfan çeşmesini yasaklamıştır" demiştir. Divan-ı Hümayun yazmanlarından Hafız Hamdi Çelebi 1499 yılında yazdığı şiirinde, "Baban da olsa Türkü öldür" nakaratını kullanmakta, üstelik bu sözün İslam Peygamberi Hz. Muhammet'e ait olduğunu vurgulamaktadır. Sadece bir kıtasını yineleyelim: Osmanlı sarayının devşirme yazarlarından Hafız Ahmet Çelebi'nin 1499 yılında yazdığı şiirin bir kıtası şöyledir: SAKIN TÜRK'Ü İNSAN SANMA BİR AN BİLE OLSA TÜRKLE OLMA TÜRK ELİNE ŞEKER OLSA,O ŞEKER ZEHİR OLUR TÜRK'ÜN BAŞINI KESERKEN SAKIN GAM YEME BABAN BİLE OLSA TÜRK'Ü ÖLDÜR. 4. Anadolu’da öldürülen Türk sayısı, Yavuz Sultan Selim zamanında 50.000 kadardır. Bu gerçek Osmanlı İmparatorluğu'nun Türklükle alakası olmadığının açık bir kanıtıdır. 5. Osmanlı tarihçisi Naima aynı bilinç içinde şöyle yazmaktadır: "Türkmen çözülüp gitmesi yamandır, cem-ü iltiyamına derman yok.” Yani, Türk ulusu ve unsuru öylesine eriyip çözülecektir ki, bir daha birleşmesinin ve bütünleşmesinin ilacı ve dermanı olmayacaktır. Osmanlı tarihçisi Naima "Tarihi"nde Türkler için; nadan (kaba) Türk, idraksiz Türk, hilekâr Türk ifadelerini kullanmaktadır. 6. Aslında Türkler hakkındaki kötü yargılar Selçuklulardan beri yaygındır. Örneğin, Selçuklu yazar Aksaraylı Kerimeddin Mahmud, şunları yazmıştır: "Hunhar Türkler, köpek ve kurt gibidirler, ellerine fırsat geçerse yağmayı ganimet bilirler, fakat düşman kuvvetleri gelirse kaçarlar." 7. Osmanlı düşüncesinde, "kavmi necip" olarak görülen Araplar karşısında Türk ulusu aşağılanmıştır. 1912 yılında Sebilürreşt dergisinde çıkan bir yazıda; "Türk" deyiminin kullanılması, dinsizlik, kâfirlik sayılıyordu. "Türk hükümeti", "Türk ordusu", "Türk ülkesi" deyimlerinin Osmanlı halkı üzerinde rahatsızlık yarattığı biliniyordu. 8. Osmanlı Efendisine Türk demek hakaret sayılmış, "Türk" sözcüğü, Anadolu köylüleri için kullanılır olmuştur. Yani Türk kelimesi aşağılamak ve küfür yerine kullanılırmış. Irki bir anlam taşımıyor ve sadece cahil köylüleri aşağılamak söylenirdi. 9. İstanbul alındıktan sonra, Osmanlı yönetiminde, devletin en yüksek yürütme organları Türke kapalı tutulmuş, devlet adamlarının yetiştirildiği Enderun okullarına Türkler alınmamışlardır. 10a. Devlet-i Aliyye Devri'nde, Başbakanlara, Sadrazam deniyordu. 624 yıllık Osmanlı devrinde, 215 sadrazam oldu. Ve sadece 78'inin Türk asıllı olduğu iddia ediliyor. Yani en 197 sadrazam Türk soyundan değildi. Bu 78 Türk olduğu iddia edilen sadrazamlarda büyük olasılıkla uydurmadır. Böyle birşey gerçek değildir. Son yıllarda yazılan tarih kitaplarında yer alır ancak. Eski tarih kitaplarında böyle birşey yer almaz. 10b. Osmanlı vezirlerinin içinde tek bir Türk yoktur. 11. Osmanlı yönetiminin bu tutumuna karşın halk da kendi arasında birlik ve beraberlik içinde değildi. Anadoluda tarikatlar içinde, Türk kökenli olanları, doğal olarak Arap kültürü görmüş olan medreselilerce aşağılanmaya çalışıldı. "Kaba Türk", "Anlayışsız Türkler", "Pis Türkler" gibi önyargılar dönemin özelliklerinden oldu. 12. Osmanlı yönetiminde Türke yaklaşım o denli aşağılayıcıdır ki, o günlerden kalan aşağıdaki şiir bu yaklaşımı özetlemektedir: "Türk değil mi, Merzifon'un eş.ği, Eş.k değil, köp..ten de aşağı." 13. Osmanlı Devletinde kamu ile ilgili belgelerde, Türkçe sözcüğe 1876 Anayasasına değin rastlanmadı. Ne dini, ne dili, ne ırkı, ne davranışı Türklükle alakası olmayan Osmanlıya “Türk” demek kadar komik ve saçma birşey olamaz. Dünyada böyle birşey ne görülmüştür, nede duyulmuştur. 14. Osmanlı yönetimi, kendilerini Türk olarak görmedikleri için, Türk kökenliler "azınlık" konumunda kaldı. 1897 tarihinde, bir İngiliz gezgini şunları söylüyordu: "Türk adı nadiren kullanılır, onun iki yolda kullanıldığını işittim; ya bir ırkı ayırt eden deyim olarak, örneğin bir köyün 'Türk' veya Türkmen' olup olmadığını sorarsın, ya da bir hakaret deyimi olarak, örneğin İngilizce söyleyeceğin 'eşek kafalı' anlamında, 'Türk kafa' diye homurdanırsın. Büyük genetik araştırmaların hepsi Orta Asyadan Anadoluya gelmiş Türkmenlerin azınlık olduğunu ıspatlamıştır. BAKINIZ, ORTA ASYA’DAN ANADOLU’YA GELMİŞ TÜRK GENİ %9 Bu araştırma dünyanın en büyük 3. Üniversitesi olan Stanford Üniversitesi tarafından yayımlanmıştır. Son iki cümleyi okuyun. Daha detaylı versiyonu: %9 Türk Türkiyedeki Genetik uzmanlarıda Anadoluda Orta Asya kökenli gen taşıyanların çok az olduğunu söylüyor. Dr. Wells: “Anadolu'da Türk dili ve kültürünün yayıldığını biliyoruz. Ancak genetik veriler, Selçuklu ile Orta Asya'dan Anadolu'ya gelen Türk geninin burada fazla yayılmadığını gösteriyor. Kendinizi “Türk” sayabilirsiniz, ama kökleriniz başka yere uzanabilir”. İTÜ İnsan ve Toplum Bilimi bölümü öğretim üyesi, antropolog Timuçin Binder: “Bu rakam ortalama yüzde 10-15 civarında. Yani Orta Asya'dan bu topraklarda yaşayanların yüzde 10-15'i gelmiş ve nüfus yapısını da değiştirememişler. Hiç de Orta Asya'dan Anadolu'ya 'bir kısrak başı gibi uzanan' bir durum söz konusu değil. Orta Asya göçü bir efsane”. 15. Yabancıların Türk imgesi ise Osmanlı'nın, Türke yaklaşımından farklı değildi. Avrupa Türk ismini aşagılamak için kullanırdı, Osmanlıda öyle. Önemle ifade edelim ki, yabancı tarihçiler Türk kelimesini Müslüman tabiri ile eş anlamlı olarak kullanmışlardır. Osmanlılardan bahsederken Türkler dedikleri gibi. Zamanla Türk ve Müslüman kelimeleri Müslüman dünyada da eş anlamlı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Nitekim şu anda Arnavutluk gibi Balkan Müslümanları, “Hangi dindensin?” sorusuna, “Elhamdülillah Türk’üm” cevabını vermektedirler. Pakistandaki sözlüklerde de, Türk kelimesi açıklanırken, “mahbûb ve müslim” kelimeleriyle açıklanmaktadır. Osmanlı döneminde müslüman osmanlı ahalisine etnik farkı gözetilmeksizin “Türk” denirdi. Avrupalılar Türk kelimesini kullanırken Araplar dahil birçok müslüman halkı kastederek Türk demişlerdir. Yani Avrupa Türk derken müslümanları kastediyordu. Bu Türkiye (Turchia) ismi Selçuklunun Anadoluyu almasından süregelmiş bir kelimedir. Anadolu’ya “Türkiye” denmesinin sebebi Selçuklu Türklerinin Anadoluda nüfus çoğunluğu olduğu için değildir, Anadoluyu hakimiyeti altına alıp kontrol etmelerinden dolayıdır çünkü Anadoluya Türkmen askerler gelmiş ve bu militer güçle Anadoluya hakim olmuşlar. Kim hakimse onların ülkesi denmiş, ama Türkler hiç bir zaman nüfus çoğunluğuna sahip olmamıştır. Halende öyledir. Türkmenler ise feth ettikleri yerlere Rumların ülkesi demeye devam etmiştir. Makedonya Kalkınma Partisi Genel Başkanı İdris Fatih Şahin; ''Makedonya’da Türk dendiği zaman Müslümanlık, Müslümanlık denince Türklük anlaşılır. Onun içindir Ki; “Türküm elhamdülillah” denildiği zaman, Müslüman’ım elhamdülillah denildiği anlaşılır. Balkanlarda Türklük ile Müslümanlık birbirinden ayrılmaz bir parçadır. Dünyada en çok asimile faaliyetlerinin Balkanlarda yapılması; bölgede yaşayan Arnavut, Boşnak, Makedon, kardeşlerimizin Müslüman oluşlarındandır. Müslüman denince Türk, Türk denince Müslüman anlaşıldığı için, Balkanlarda kıyım, zulüm, misyonerlik hat safhadadır.'' Avrupa’lı bugün bile kuzey ve batıdaki Müslümanlara Boşnak da olsa, Bulgar da olsa, Makedon da olsa hepsine de “Türk” demektedir. Aslında “Türkler geliyor” derken müslümanları kastetmiştir. Ama Osmanlı Türklüğü hiçbir zaman kabul etmemiştir çünkü Türk değildi. Osmanlı Türkmenlere “Etrak-ı bi idrak = anlama kaabiliyeti olmayan Türkmenler” (bu ibare, Osmanlı döneminde Türkmenler’e yakıştırılan bir ibaredir). Osmanlı Padişahına “Türk” dense, kendine hakaret edildi diye söyleyenin kafasını vurdururdu. Osmanlı devletinin Paris elçisi Mehmet Sait Halit bey’in Fransız başkentinde Türk olarak anılmasından dolayı gururunun incindiği, gücendiğinden bahsedilmektedir. 1897’ye kadar da Osmanlı imparatorluğunda Türk kavramı çok nadiren kullanılıyordu. Kullanıldığı durumlarda da en uç düzeyde küçümseme sıfatı olarak, mesela Türk kafalı, kullanılıyordu. 16. Ancak biz başa dönerek, Osmanlı yönetiminin birinci derecede yöneticisi konumunda olan padişahların kökenlerine bir kez göz atalım. İlk Osmanlı Padişahı Osman beyin annesinin Türk, Mo(n)gol veya Acem kökenli olduğuna dair rivayetler varsa da, bunlara ait bir kanıt bulunamamıştır. Osman bey denen birisinin olduğuda meçhul aslında. Sözde Osman Beyin iki eşi vardı, Mal ve Bala Hatunlar. Her ikisininde Mogol asıllı olduğu iddia edilsede herhangi bir kanıt yok. 1 -Gazi sultan Murat Han - annesi; Rum Horofira (Nilüfer hatun) 2 -Beyazıt Han - annesi; Bulgar Marya (Gülçiçek) 3 -Çelebi Mehmet Han - annesi; Bulgar Olga 4 -II. Murat Han - annesi; Veronika 5 -II. Mehmet Han (Fatih) - annesi; Sırp Mara Despina 6 -II. Beyazıt Han - annesi;Rum Kornelya (Gülbahar hatun) 7 -Yavuz Sultan Selim -annesi; Beti, Anita, Suzi, Liliana, Katherin, Nina, Martha ve Danilova... tartışmalı 8 -I.selim Han 9 -Kanuni Sultan Süleyman -annesi; Leh yahudisi Helga (Hafsa ) 10-I. Selim Han (sarı) - annesi;Rus Roksalan (Hürrem sultan) 11-III.Murat Han - annesi; Yahudi Raşel 12-III.Mehmet Han - annesi; Venedikli Bafa (Safiye sultan) 13-I. Ahmet Han - annesi; Yunanlı Helen 14-I. Mustafa Han - annesi; Anastasia (Mahpeyker Kösem s.) 15-II. Osman Han - annesi; Evdoksia (Mahfiruz sultan) 16-IV. Murat Han - annesi; Anastasia (Mahpeyker Kösem sultan) 17-I. İbrahim Han - annesi; Anastasia (MahpeykerKösem sultan) 18-IV. Mehmet Han - annesi; Rus Nadya (Hatice Turhan sultan) 19-II. Süleyman Han - annesi; Rus Nadya ( Hatice Turhan sultan) 20- II. Ahmet Han - annesi; Polonyalı Eva 21- II. Mustafa Han - annesi; Rum Evemia (Emetullah Gülnuş) 22-III. Ahmet Han - annesi; Rum Evemia 23-I. Mahmut Han - annesi; Alekssandra 24-III. Osman Han - annesi; Sırp Mari 25-III Mustafa Han - annesi; Fransız Janet (Mihrişah sultan) 26-I. Abdulhamit Han - annesi; Fransız İda ( Rabia sultan) 27-III.Selim Han 28-IV. Mustafa Han - annesi; Bulgar Sonya ( Saniyeperver s.) 29-II. Mahmut - annesi; Fransız Aimee (Nakşıdil sultan) 30-I. Abdulmecit Han - annesi;Yahudi Suzi ( Bezm-i Alem sultan) 31-Abdulaziz Han - annesi; Besime (pertevniyal sultan) 32-V. Murat Han - annesi; Fransız Vilma (Şevkefsa sultan) 33-II. Abdulhamit Han - annesi; Ermeni Virjin ( Tirimüjgan) 34-Mehmet Reşat Han - annesi; Arnavut Sofi ( Gülcemal s.) 35-Mehmet Vahdettin Han - annesi; Henriet ( Gülustu sultan) GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ TEK BİR TÜRK YOKTUR OSMANLININ İÇİNDE. 17. Osmanlının mutfak kültürü orta asyadan çok farklıdır. Osmanlıda zeytinyağlı yemeklerin neredeyse tamamı bizans mutfağıdır. 18. Türk musikisi, sanat müziği denilen şey bizans müziğidir. Kullanılan enstrümanlar hemen hemen aynıdır. Hatta “Musiki” kelimesi bile Yunancadır. 19. Sultan Selim’in 50.000 bin Türkmeni kestiğinide bilmezsiniz belki. Osmanlı devleti Türkleri teker teker kılıçtan geçirdiği halde nasıl olurda Osmanlı devleti'nin Türk soyundan geldiğini söylerler. 20. İlk 1481 yılından kurulan Galatasaray Lisesi 1868 yılında Abdülaziz tarafından Mekteb-i Sultani adında tekrar açıldı. Eğitim dili Fransızcaydı ve Türkçe yasaktı. Rumca, Ermenice, Latince, Fransızca, Almanca, Farsça, Arapça v.b. öğretilirdi. Kurulduğundan beri Türkmenler hiç bir zaman alınmamıştır bu mektebe.. Gördüğünüz gibi Mektebi Sultanide Rumca, Ermenice, Latince, Fransızca, Almanca, Farsça, Arapça v.b. öğretilirdi ama hiçbir zaman Türkçe öğretilmemiştir ve Türkmen öğrenciler hiçbir zaman bu mektebe alınmamıştır. Bu nasıl Osmanlı ki Türkçe yasak ve Türkmen öğrenciler bu mektebe alınmıyor? Tarihte böyle birşeye rastlanmamıştır. Osmanlının Türk olması mümkün değildir. 21. Osmanlı döneminde bir müslümanlaştırma politikası vardır, ancak Osmanlı devletinin Türkleştirme gibi bir politikası olmamıştır, çünkü Osmanlı zaten Türk değildi. 22. Osmanlının kuruluş yeri Bileciktir. Edirne Fetret Devri'nden sonra Osmanlı'nın başkenti olmuştur, 1413'den önce (daha doğrusu 1402'den önce) Osmanlı'nın başkenti Bursa'dır, Edirne 1413'e kadar sadece Osmanlı'nın Rumeli Beğlerbeğliği'nin merkezliğini yapmıştır. Edirne'nin başkent olması Osmanlı'nın Rumeli'ye verdiği önemi, Rumeli'nin Osmanlı'nın anavatanı olduğu tezini doğruluyor. Osmanlının kökeni Rumelidedir. Zira bir batılı tarihçinin de dediği gibi Rumeli'deki toprakları Osmanlı İmparatorluğu için bir varlık nedeniydi, toprakları kaybedince o da çöktü tezi doğruluk payı içermektedir. (Balkan Savaşları ve sonrası) Osmanlının başkentleri: Bursa (1335-1365) Edirne (1365-1453) İstanbul (1453-1922) Görüldüğü gibi başkentler Rumların nüfus olarak çoğunluk olduğu yerde kurulmuş. Başkentlerin Rumelide kurulması herşeyi anlatıyor. Osmanlı sadece Saraybosnada 232 han, 18 kervansaray, 10 bedeste ve 42 köprü yaptırmış diğer medreseler, binalar hariç. Yatırımlarda ve zenginlikte Rumeli her zaman Anadolunun ilerisindeydi. Osmanlı Anadoluya pek yatırım yapmamıştır. Ne büyük çelişki. 23a. Osmanli hukumdarı Fatih Sultan Mehmed Hanın, Akkoyunlu Sultanı Uzun Hasan ile, 11 Ağustos 1473’te, Otlukbeli mevkiinde büyük meydan muharebe yapmıştır. Halbuki bunların ikisininde Türk olduğu iddia ediliyor. Neden iki Türk savaş yapsın ki? Demek ki Fatih Sultan Mehmet Türk değil. Osmanlı tarihinde çok saygın bir konumu olan Fatih bile, Otlukbeli Savaşından dönerken, elinde bıçak olan birisine ne yaptığını sorduğunda; öldürülen Türkmenlerin kulaklarını keserek küpelerini topladığını öğrenmiş ve "İşine devam et" demiştir. b. Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim neden 1514 yılında Şah İsmail ile Çaldıran Meydan Muharebesi yaptı? Şah İsmail Türk değil miydi? c. Osmanlı hükümdarı Yıldırım Beyazıd neden 1402 yılında Timur ile Ankara savaşı yaptı? “Biz ki Muluk-i Turan, Emir-i Türkistan'ız: Biz ki Türk oğlu Türk'üz; Biz ki milletlerin en kadîmî ve en ulusu Türk'ün başbuğuyuz!..." Diyen Timur Türk değil miydi? 24. Osmanlı arması İngilizler tarafından yapıldı. Prens Charles Young ismindeki arma uzmanını osmanlı armasını dizayn etmiştir. Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi Yard. Doç. Dr. Selman Can, Osmanlı Devleti'nin sembolü haline gelen 'Osmanlı arması' fikrinin İngiltere Kraliçesi Victoria'dan çıktığını söyledi. Osmanlı'da arma geleneğinin bulunmadığını belirten Can, Kraliçe Victoria'nın 19. yüzyılda arma tasarımı yaptırarak, Sultan Abdülmecid'e hediye ettiğini söylüyor. Sonuç Osmanlı’nın kesinlikle Türk olmadığı bellidir. Osmanlı kendini Türk olarak nitelendirmemiştir hatta Türk kelimesinin anlamı Osmanlı için bir aşağılama terimiydi. Osmanlı Şairleri Türkleri aşağılayan şiirler yazmıştır. Osmanlı sadrazamlarının hiçbiri Türk değildir. Osmanlı Türkçe konuşmamıştır. Osmanlı okullarına Türkler alınmamıştır. Saray dili ve alfabesi Persçeydi. Osmanlı Türkleri kesmiştir. Osmanlı Padişahlarının anneleri Türk değildir. Görünen o ki kurucusuda Türk değildir. Prof. Dr. Aslıhan Tolun, “Anadoludaki Türklerin gen yapısı Asya'daki Türkçe konuşan toplumlardan çok, Anadolulu çıkıyor. Genetik yapı olarak, Orta Asya'dan çok Yunanistan, Bulgaristan gibi komşularımıza benziyoruz. NOT: Bu yazı bütün uyduruk ve yapay türk tarih kitaplarını değiştirecektir. ==Dipnotlar== 1) Şevket Süreyya Aydemir, Makedonya'dan... C.2, s.440. 2) Burhan Oğuz'dan aktaran, Şakir Keçeli, a.g.y., s. 118. 3) Aktaran, Şakir Keçeli, a.g.y., s. 121. 4) Çetin Yetkin, Türk Halkı... s.161. 5) Naima Mustafa Efendi, Tarih-i Naima, Türkçeleştiren: Zuhuri Danışman, İstanbul, C.1, s.168, 238, C.2 s.536. C.3, s.1180, C.4 s.169. 6) Aktaran, Çetin Yetkin, a.g.y., s.12. 7) Mustafa Coşturoğlu, a.g.y., s.278, 279. 8) Bozkurt Güvenç, Türk Kimliği, s.22, 23, Cahen'den aktaran, Bernard Lewis, Modern Türkiye'nin Doğuşu, s.1. 9) Hikmet Bayur, a.g.y., s.15. 10) Hikmet Bayur, a.g.y., s.17. 11) Özer Ozankaya, Türkiye'de Laiklik, İstanbul, 1990, s. 253. 12) Özer Ozankaya, a.g.y., s.121. 13) Warshew'den aktaran, Bozkurt Güvenç, a.g.y., s. 311. 14) Bozkurt Güvenç, a.g.y., s.26. 15) Aktaran, Çetin Yetkin, a.g.y., s.145. 16) Esat Kamil Erkut, a.g.y., s.63. 17) M.Rauf İnan, Atatürk'ün Evrenselliği, Önder Kişiliği, Eğitimci Kişiliği ve Amaçları, Ankara, 1983, s.198. 18) Ramsay'dan aktaran, Bernard Lewis, a.g.y., s.331. 19) Türkoloji uzmanı Cahun'dan aktaran, Bozkurt Güvenç, a.g.y., s.308. 20) Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Atatürk, İstanbul, 1971, s.24, 25.


#koroglu1414' tarafından 29.01.2011 21:04:06 tarihinde düzenlendi.

Tarih: 29 Ocak 2011, 17:54 - İp: 88.***.**6.121
dedemkorkut
dedemkorkut (üye)
İstanbul / Amatör

Osmanlı'da hiç bir ırka bir karşıtlık yada herhangi bir ırkı övme ve yüceltme yoktu. Ortada iki millet vardı Müslümanlar ve gayrı müslimler. Gayrı müslimlere dahi hoşgörüyle yaklaşılmaya çalışılmıştır. Durum böyleyken Türklük karşıtlığı olması muhtemel değil.O zamanki bir olayı günümüz Türkiye'si değer yargılarına göre değerlendirmek bilimselliğin ve akılcılığın dışındadır.

Avrupa ve bütün dünya Osmanlı dendi mi, Türk anlar.Osmanlı sefere çıktığı zaman Avrupa kaçın türkler geliyor derdi.

Bizim Türk dediğimiz Asya' daki diğer devletler nedense kendilerine Türk demiyorlar. Türkmen diyorlar, Kırgız diyorlar, Kazak diyorlar, Özbek diyorlar... Azeriler ise Türkçe' nin onların dillerini yozlaştırdığını düşünüyorlar.

Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 yıldızı oluşturan hepsi Türk olan ama bizim Kültür bilime göre içlerinde sadece bir tane Türk devleti bulunuyor..Sadece 1inde Türk ismi geçiyor

En iyisi sizler Cumhurbaşkanlığına dava açında forstan Osmanlının çıkarılmasını sağlayın.

Memlüklerinde yazışma dili Arapça idi...O zaman Memlüklerde de Türk karşıtlığı varmış demek mi gerekiyor.O zamanlarda Millet kavramı daha gelişmemişti...İnsanları bir arada tutan kavram dindi.Millet kavramlarının başlaması fransız devriminden sonradır.

[Millet kavramlarını fransız devriminden sonra incelemek akılcı ve daha bilimsel olacaktır.]

Avrupalısı, Amerikalısı olmayan tarihlerini allayıp pullayıp bize sunuyor. Biz de ekran karşısında salya sümük izliyoruz. Onların tarihinin yanında herkesçe bilinen şanlı tarihimize çamur atmak için birbirimizle yarışıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti şüphesiz ki yeni bir devlettir, ancak bu durum Osmanlı'nın mirası üzerine kurulmuş bir devlet olduğu gerçeğini değiştirmez. Osmanlı'yı reddedersek yüzlerce yıllık tarihimizi ve Orta Asya'ya kadar uzanan geçmişimizi de reddetmiş oluruz

Osmanlı imparatorluğundan önceki Selçuklu imparatorluğu da Türklere ait idi,Osmanlı imparatorluğu da Türkler tarafından kurulmuştur ve son hükümdarına kadarhepsi "Türküm" diyebilmiştir.

Selçuklular zamanında müslüman olup, Türkleşen pek çok Bizanslı derebeyi vardır. Bunlardan en ünlüleri İmparator Ioannes Komnenos'un öz kardeşi ve kuzenidir. Hatta denilebilir ki, pek çok yörede Hristiyan halk topluca Türkleşmiştir.Osmanlı İmparatorluğunda yabancılarla evlenen padişahlardan dolayı daha sonra gelen neslin Türk Olmadığı iddiasını kabul etmiyorum, Onlar yabancı olabilir ama girdiği toplumun örf ve adetleriyla yoğruldular daha sonra, Kösem oldular, Hürrem oldular.

Hepimiz Türküz! Türklük bir ırksal niteleme değil, bir millet olabilme meselesidir.

Eğer biraz tarih bilginiz varsa kavimler göçlerini okuduysanız bilirsinizki hiçbir ırk saf değildir.Fakat bunlar kendilerine italyan,fransız,ispanyol gibi isimler takmışlar.Aklıma gelen iskoçların kuzeydoğu karadenizli olduklarıdır.faransızların sadece 1/4 nün fransızca konuştuğu ve fransız olduğudur.

Bakınız bir vatandaşımız haklı olarak de söylüyor.

Ben ecdadi 1492 yilinda Ispanyadaki Engizisyon'dan kacip Osmanli Turkiyesince kucak acilmis ve kabul edilmis bir Yahudi dinine mensup Turk vatandasiyim. 1955 yilinda dogup 1961 yilinda ilk okul 1.sinifina girdigim gunden itibaren : TURKUM DOGRUYUM CALISKANIM
tumceleri ile beynime benim TURK oldugum kazildi.

Bayragim ve Milli Marsimin ne oldugu ogretildi ve Turkiye Cumhuriyeti vatandasi olarak kurucusu Ataturk'un soyledigi "NE MUTLU TURK'UM DIYENE" sozunu okul duvarinda , kitabinda ve ve her turlu malzemenin uzerinde ogrenerek bilinclendirilerek buyudum.

Simdilerde birileri kalkacak ve bana yok kardesim sen Oguz ve Kayi boylarindan , Orta Asya'dan gelmedigin icin TURK degil TURKIYELISIN diyecek ve ben de ha peki haklisiniz diyecegim, hadi canim sen de , ne olacak benim 50 yillik egitimim , ogrenimim , ne olacak 26 yasina gelmis ogluma 23 yasinda gelmis kizima verdigim TURK egitimi kimligi, simdi kalkip kendilerine kusura bakmayin cocuklar biz TURK degilmisiz , sadece TURKIYELIYMISIZ mi diyecegim.

Bunun adina Milleti bolmek , halki parcalamak denmez mi?

Bu vatandaşımız haklımı sizce

Biz kendimize Türküz diyebiliyorsak Osmanli Türkün de Türküdür. Atatürk'ün de dediği gibi kendini Türk kabul eden herkes dinene ve ırkına bakılmaksızın TÜRKTÜR. Atatürkün osmanlıya eleştirisi çağa uygun bir rejim olan cumhuriyet yerine padişahlıkla yönetilmesi hakkındadır.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYEBİLENE
Atatürk

Türkiye Osmanlının mirası üzerne kurulmuştur.Osmanlıda Selçuklunun,bu böyle uzayıp gider.Osmanlının türklüğünü inkar kendi türklüğümüzü inkar ile eş anlamlıdır.Madem Osmanlı Türk değildi ne diye enayi gibi borçlarınıda devraldık?









 

Tarih: 2 Şubat 2011, 00:51 - İp: 88.***.**0.217
koroglu1414
koroglu1414 (üye)
Bolu / Amatör

Sn lightningman;benim topicdeki yazım tümü ile araştırm üzerine olan bir yazıdır..
Osmanlıyı yargılma gibi bir niyetim yok;kimseyede bir çıkar sağlamaz bu yazı;zararda vereceğini düşünmüyorum.
sadece varsa eğer gerçek bilinmesi gereken birşey bunu öğrenmek en doğal hakkıdır insan oğlunun..
Tamam;osmanlının kuruluş döneminde yoktu;fakat sonradan osmanlınında özelliğini kaybettiği görülüyor burda.
Mesela;Almanya imparatorluğunuda araştırabilirdik burada ve-ya Avusturya'da olabilir..
Bir ingiltere kraliçesinin kim nasıl yaşamış olduğu'da olabilirdi
Ama bize birşeyler katması için varsa bilinmeyen yönleri;osmanlı tarihini irdelemeyi uygun gördüm..
Tekrarlmak isterimki;bunu araştırmanın bize hiçbir zararı olmayacağı düşüncesi ile yazmıştım;bu yazı ile ülkemiz parçalanmaz.
Saygılarımla..

 

Tarih: 2 Şubat 2011, 17:49 - İp: 88.***.**9.142
dedemkorkut
dedemkorkut (üye)
İstanbul / Amatör

Sevgili Köröğlu cevabım sedece size değil millet olarak türklüğün ne olduğunu bilelim,bu konuda gençlerimizi biliçlendirelim amacıyla yazdım. Osmanlının mirası üzerine yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ırkçı ve faşist bir yönetim anlayışı üzerine kurulmamıştır.

ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ

Atatürk'ün yaptığı bir tanıma göre "Millet dil, kültür ve ideal birliği ile birbirine bağlı vatandaşların oluşturduğu bir siyasî ve içtimaî heyettir"


Bazı anlayış biçimlerine göre, bir topluluğun millet sayılabilmesi için ırk birliği yetişir. Bu eksik bir görüştür. Aynı ırktan olmadıkları halde bugün milletlikleri tartışılmaz topluluklar vardır, İsviçreliler ve Amerikalılar gibi, bazılarına göre ise millet olmanın baş şartı aynı dili konuşabilmektir. Bu da her zaman doğru sayılamayacak bir görüştür. İsviçre’de üç ayrı dil konuşulur ama bütün İsviçreliler bir millettirler. Buna karşılık aynı dili konuşan pek çok Arap milleti vardır. Iraklılar ile Faslılar aynı dili konuştukları halde aralarında büyük farklar bulunur, ikisi de ayrı birer millet sayılabilirler.Kimileri de millet olmanın baş şartı olarak din birliğini kabul ederler. Kuşkusuzdur ki, artık bu da savunulamaz bir görüştür. Bugün dünyanın en büyük milletlerinden sayılan Japonların içinde çok çeşitli dinler vardır.

Milliyet bağı böylece maddi olmaktan çok manevi bir ilişkidir. Bu görüşü benimseyen Atatürk, milleti şöyle tanımlamaktadır: Bir insan topluluğunun millet sayılabilmesi için “zengin bir hatıra mirasına, birlikte yaşamak hususunda ortak istekte samimi olmaya, sahip olunan mirasın korunmasını birlikte sürdürebilmek konusunda iradelerin ortak bulunmasına, gelecekte gerçekleştirilecek programın aynı olmasına, birlikte sevinmiş, birlikte aynı ümitleri beslemiş olmaya” ihtiyaç vardır, işte bu ana şartları taşıyan bir insan topluluğu millet sayılır. Gene Atatürk’e göre, bu şartların doğal sonucu, ortak milli bir düşünce, ideal ve en önemlisi ortak dilin ortaya çıkmasıdır. Gerçi dil birliği millet olmanın baş şartı değildir ama insanları düşünce, ruh ve kültür açısından birbirine bağlayan ana dilin, pek çok millette tek olduğunu da unutmamak gerekir.

Atatürk, Türk milletini ırk veya din esası üzerine oturtmamıştır. Zaten akılcı bir yaklaşımla buna imkân da yoktur, özellikle Anadolu’daki Türk toplulukları başka ırklarla, yüzlerce yıldan beri kaynaşmış durumdadırlar. Anadolu’nun uygarlıkları birbirine bağlayan bir bağ olması bu sonucu doğurmuştur.Atatürk, bütün milletlere saygı duyar, ama onların hepsinin üstünde Türk’ü görür. Ona göre, “Dünya yüzünde Türk’ten daha büyük, ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlık tarihinde görülmemiştir”

Osmanlı İmparatorluğu’nda her bakımdan birbirinden farklı çok çeşitli uluslar yaşardı. Bunu biliyoruz. XVIII. yüzyıl sonlarına kadar dünyada milliyet ilkesi pek bilinmiyordu. Gerçi devletler kuran milletler, kendi yaşama biçimlerini, kültürlerini, anlayışlarını geliştiriyor, dillerini kullanıyorlardı, bağımsızlıklarını koruyorlardı. Ancak bunları belli bir millete bağlı olma bilinci içinde değil, belki toplumsal bîr zorunluluk olarak yapıyorlardı. Millete benlik veren milliyetçilik değil, din idi. Her millet mensup olduğu dinin buyruklarına ve kalıplarına uyarak yaşıyordu.

XVII. yüzyıldan itibaren Batı’da iyice güçlenen akılcılık, aynı zamanda milliyetçiliği doğurmuştur. Batıda, çeşitli milletlere mensup olan düşünürler, her milletin diğerinden farklı olduğunu görmüşler, insanları dinin değil, milliyetin ilk planda birbirine bağlamasının akla uygun olduğunu anlamışlardır. Böylece milliyetçilik Batı’da gelişerek siyasal hayata girdi. XVIII. yüzyıl sonunda çıkan Fransız İhtilâl ve onu izleyen büyük inkılâpla, milli devlet ve dolayısiyle milliyetçilik hızla bütün dünyaya yayılmaya başladı.


Özellikle çok uluslu devletler için milliyetçilik akımı bir felâketti. Milliyetçilik akımının çok uluslu bir devlet olan Osmanlı İmparatorluğu için önem taşımış, imparatorluk sınırlan içinde yaşayan ve Türk olmayan çeşitli uluslar bağımsızlık isteği ile ayaklandılar. Osmanlı devlet adamları buna karşı bir çare aradılar: Din ayrımını kaldırarak ülkede yaşayan herkesi “Osmanlı” ilân ettiler. Ama bu kesin bir çözüm yolu değildi. Milliyetçilik bir büyük akımdı ve bu hareketi böyle bir davranışla önlemek mümkün değildi. Nitekim ülkede yaşayan uluslar birer ikişer ayaklanarak Osmanlı yönetiminden kopuyor, kendi milli devletlerini kurarak bağımsızlıklarını ilân ediyorlardı.

Artık çok uluslu Osmanlı Devleti tarihe karışmıştı. Anadolu’da ve Doğu Trakya’da yalnız Türkler yaşıyordu. Atatürk, Lozan Konferansında Türkiye’de yaşayan Rumları Yunanistan’a yollamayı başarmıştı. Engin ve büyük bir tarihe sahip olan Türkler, artık Türkiye’de en yüksek oranda çoğunlukta idiler. Milli devlet kurulabilirdi.

Gelelim Osmanlı padişahlarının yabancı kadınlarla evliliğine.Burda önemli olan kimin kültürü ,kime geçmiştir.Burda geçiren kişiler hep Osmanlı padişahları olmuştur.Dikkatle incelenirse gerek Hürrem Sultan olsun yada diğerleri olsun,Şehzadeler olsun tam bir Osmanlı kültürüne sahip oldukları görülmektedir.Aşağıdaki yazıda osmanlı torunlarının haberi var.


OSMANLI TORUNUYUZ HABERİ OKU

 

Tarih: 2 Şubat 2011, 22:32 - İp: 88.***.**4.152
okyanus.
okyanus. (üye)
İstanbul / Profesyonel Fotoğrafçı

ırkçılıkla faşizim aynı şey değildir.
keza ben size demokrat bir diktatör gösterir isem demokrasi ile faşizm de aynı şey demektir manasına gelmez.

 

Tarih: 2 Şubat 2011, 22:34 - İp: 88.***.**6.132
okyanus.
okyanus. (üye)
İstanbul / Profesyonel Fotoğrafçı

XVIII. yüzyıl sonlarına kadar dünyada milliyet ilkesi pek bilinmiyordu.

735 Yılında dikilen Orhun Yazıtlarında "Türk Budun" ifadesi defalarca geçer.
Millet kavramını 18.yy da keşfedebilmek batılıların marifetidir.
Dünya tarihi batının tarihinden ibaret değildir.

 

Tarih: 2 Şubat 2011, 22:40 - İp: 88.***.**6.132
pazarbey
pazarbey (Avukat)
Kütahya / Amatör

XVIII emmi bu kaç demek.

 

Tarih: 2 Şubat 2011, 22:41 - İp: 78.***.**4.40
koroglu1414
koroglu1414 (üye)
Bolu / Amatör

Yıldırım bey;benim ele almak istediğim konu;osmnlı yönetiminde Türklerden kimsenin bulunmaması..
Padişahlar;devşirmeler ile birlikte sarayda hüküm sürerken halk sadece savaşlarda ve osmanlıya tahıl vb gibi ihtiyaçlarını gidermek için çabalamışlar izlenimi doğuyor araştırmalarda.

 

Tarih: 2 Şubat 2011, 22:41 - İp: 88.***.**9.142
koroglu1414
koroglu1414 (üye)
Bolu / Amatör


XVIII. yüzyıl başlarında Osmanlı İmparatorluğu ile Venedikliler arasında savaşların başlamasında;
Osmanlı Devleti’nin Karlofça Antlaşması’yla kaybettiği Mora Yarımadası’nı geri almak istemesi
Venediklilerin Karadağlıları Osmanlılara karşı isyana kışkırtmaları vb gibi...
Osmanlı olarak gerileme kalma zamanlarımız değilmi?
Benim amacım osmanlıyı kötülemek değil-ki;sadece kayıtlarda geçen osmanlı Türkmü suali konusunu açmak..

 

Tarih: 2 Şubat 2011, 22:49 - İp: 88.***.**9.142
okyanus.
okyanus. (üye)
İstanbul / Profesyonel Fotoğrafçı

Emmi işin özeti şudur.
Osmanlı da padişah dahil yönetici sınıf ırk ve kan olarak Türk soyundan değildir.
Veziri sadrazamı yeniçerisi karısı vesairesi Türk soyundan değildir.

Türklerin tek vazifesi osmanlı sarayını beslemek, sonu gelmez savaşlarda can vermek kan dökmektir.

O yüzden Türkler den zenaat erbabı yahut ticaret erbabı çıkmamıştır pek. Çünkü Türkler sonu gelmez savaşlarda sürekli askerdir. Gençliği seferlerde savaşlarda helak olmaktadır. Şansı varsa şehit olur lakin vatanına geri dönemez. Az şansı varsa gazi olur yaralı döner. O yüzden zenaat ve ticaretle uğraşmaya yetecek ne ömrü vardır ne imkanı.
Keza o sebeple Osmanlının Burjuva sınıfı, mimarı ustası okumuşu şusu busu rum ermeni ve yahudilerden oluşmuştur. Bugün istanbul da dahi ayakta kalan eski apartmanlar konaklar köşkler ya rumların ermenilerin yahudilerin yahut diğer dönmelerindir. Türk ün başını sokacak bir kerpiç damı oldu ise o da kendini şanslı hissetmiştir.

Ara sıra canına tak deyip isyan etmiş iseler de akıbetleri kılıçtan geçirilmek olmuştur.

Siz ister Türk deyin ister ne derseniz deyin. olayın özeti budur.

 

Tarih: 2 Şubat 2011, 22:49 - İp: 88.***.**6.132
dedemkorkut
dedemkorkut (üye)
İstanbul / Amatör

ırkçılık nedir

Sayın köröğlu ve sayın okyonus siz kendinizin saf türk olduğunuzumu söylüyorsunuz.kafatası ölçümlerileriniz nedir,burun yapılarınız Asyadaki türk topluluklarına uymuyor. resimlerden gördüğüm kadar saf türk değilsiziniz melez gözüküyorsunuz. Sokullu mehmet paşa ne kadar Türkse sizde o kadar türksünüz.Yanlış anlamayın kötü birşey demedim.

İznik alındığında şehr halkının çoğu türk oldu,gaziler şehirdeki kadınlarla evlilik yaptılar.Anadolu 300 senede insanları türkleştirilerek ve müslümanlaştırılarak fethedildi.Bu iş Alpaslan gaziyle başladı.Balkanlarda böyle oldu.Böylece Anadoludaki bütün milletler birbirine girdi.

Atatürk'ün yaptığı bir tanıma göre "Millet dil, kültür ve ideal birliği ile birbirine bağlı vatandaşların oluşturduğu bir siyasî ve içtimaî heyettir.

Daha önce de yazdım yeni kurulan Türkiye cumhuriyeti ırkçılık üzerine kurulmamıştır.Nedir bu osmanlı düşmanlığı görende sizi yunanlı sananacak.

Atatürk miiliyetçidir ırkçı değildir.Örneğin öününe serilen başka bir milletin bayrağına basmayı reddetmiştir. ırkçılıkda bu davranışlar olmaz..Hitler ise ırkçı.İslam dini ise ırkçılığı reddeder,fakat kişinin kavmini sevmesini beğenir..Yani islam dini milliyetçiliği yasaklamaz.Irkçı deyince ise kendini başka milletlerden üstün gören kişiler akla gelir.Hitler gibi.Irkçılık ve Milliyetçilik farklı kavramlardır.

Türkiyede yaşayan halkın kökenleri

 

Tarih: 2 Şubat 2011, 23:45 - İp: 88.***.**4.152